07 Ocak 2013

Erol Ata'nın saat odası

Erol Ata'nın saat odası

Nimet Pamukçuoğlu
Saat tik-takları arasında huzuru yakalayan Ersa Yönetim Kurulu Başkanı Erol ATA’nın 2100’ün üzerinde nadide saati içeren bir koleksiyonu bulunuyor. Gerçek bir koleksiyoncu ruhuna sahip Erol Ata ile taş plaktan yükselen Zeki Müren ezgisi eşliğinde saat tutkusu ve projeleri üzerine söyleştim.

Erol ATA'yı biraz tanıyabilir miyiz?
  • 1954 yılında Sivas Şarkışla'da doğdum, Hacettepe Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nden 1977 yılında mezun oldum. Mobilyacılık sektöründe isim yapmış ERSA'da Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapıyorum.

Saat koleksiyonu yapmaya ne zaman ve nasıl başladınız?

-Dakikliği çok seviyorum. Tik-tak sesleri ayrı bir keyif, onlarla ilgilenmek, onları seyretmek, izlemek huzur veriyor. İkinci el saatler, geçmişten getirdiği anılar beni çok etkiliyor.

1990 yılından bu yana teşhir amaçlı biriktirmeye başladım. 2012 yılı ortalarında koleksiyoner belgesi aldım. Başlangıçta üç raflı cam kapaklıbir dolapta toplamaya çalıştığım saatlerim, şu anda Ersa'nın Ankara fabrikasında yer alan ofisimde ve bulunduğumuz odada, koridorlarda ve işyerinin değişik birimlerinde sergileniyor. İleride yine bu binada daha büyük bir odayı saat odası olarak düzenlemeyi düşünüyorum.

Bir saati gördüğüm zaman otomatik, kurmalı, pilli ya da özel bir sistemle mi çalıştığınıtahmin edebiliyorum. Telefon rehberimde, saat ticaretiyle uğraşan 60'tan fazla kişinin ismi kayıtlı.”
Koleksiyonunuzda ki en eski saat kaç yıllık?

-Yaptığım araştırmalarda bulabildiğim en eski objem 350 yıllık İngiliz yapımı bir cep saatidir. Saatin genel adı soğan anlamında“Oignon” olarak geçiyor. 1650'li yıllarda yapılmış ve en güzeli de hala çalışıyor vaziyette olması. Yine 1700'lerin sonu yani 1780'lerden ve 1850'lerden cep saatleri var. Onların iki çeşidi var hem rafa asılan hem de Grandfather denilen ayaklı saatler. Salon tipi mobilyalı olanlar 1640'lardan sonra yapılmaya başlanmış.1800'lü yıllarda çoğunlukla üretilmiş ve dünyanın her yanına gönderilmiş. Osmanlı için yapılanlarda arapça kadran kullanılmış. Bu saatlerden tamire verdiğim 6 tane olmak üzere her biri ayrı bir servet olan 10'dan fazla saatim var.


Duvar saatlerini kurmayı, ayarlarını yapmayı ve sonrasında tik-tak sesleri eşliğinde “saat oda”sında müzik dinleyerek çalışmayıseviyorum. Her gün bu odada 1,5 saat dinleniyorum.”

Yalnızca saatlerle mi ilgileniyorsunuz? Koleksiyonunuz da saat dışında da parçalar var mı?

-Son zamanlarda biraz da yönlendirme ile lambalı radyo, gramafon çeşitleri, taş plak, 45'likler, 33'lükler, pikap ve daktilolarla da ilgilendim ve koleksiyonuma ekledim. Son olarak 1961 yılında Avusturya'dan getirtilmiş bir müzik kutusunu ekledim. Güzel tarafıilk günki gibi çalışıyor olması. Ayrıca henüz burada sergilemediğim gramafonlarım, fotoğraf makinelerim de mevcut. Koleksiyonumun içinde yer alan daktilonun yapım tarihi zannediyorum 1920'ler. Toplam 200 bin adet üretilmiş. Zaman zaman bununla ilgili yarışmalar yapıldığında dakikada 200 vuruşa kadar çıkabilmişler. Klavye düzeni başka P ile başlıyor. Bir diğer pikap 1949 ingiliz yapımı.

Örneğin bir hazine avukatının çantasını koleksiyonuma ekledim.İçerisinde hazine avukatına ait 20 adet cep ajandası var. Her biri ayrı bir anı. 1980 lerin başına kadar eski türkçe ile yazmış 80' lerden itibaren türkçeye dönmüş. Ajandaların içerisinde harcamaları var. Bu gibi anıları bulup çıkarmak beni hem hüzünlendiriyor hem de mutlu ediyor.
Koleksiyonunuzu müzeye dönüştürmeyi düşündünüz mü?
-Aslında müzeye dönüştürmek istiyorum ve o amaçlı tutuyorum. Bu konuda Hacettepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı hamamönünde bir bina tahsis ederek “Erol Ata Hacettepe Saat Müzesi”açılması yönünde bir teklif getirdi. Yanı sıra Ankara Ticaret Odası Başkanı da müze teklifinde bulundu. Tabi bu büyük iki ismin teklifte bulunması benim açımdan gurur verici fakat bir takım şeylerin öncelik sırası var. Ailemin de rızasını almak durumundayım. Şimdilik onlar koleksiyonumun burada sergilenmesini istiyorlar.
Koleksiyonunuzda ilerisi için ne gibi projeleriniz var?

-Saat odamızı tüm saatlerimi ve diğer parçaları alacak şekilde daha büyük bir odaya taşıyarak Ersa ile bütünleşmesini istiyoruz..

Oğlumun da bir projesi var. O da İstanbul'da Galata Kulesi ya da İstiklal Caddesine yakın bir yerde Orhan Pamuk'un masumiyet müzesine benzer bir saat müzesi açarak hem kafe hem de müze olarak genişkitlelerle buluşmayı hedefliyor.

Benim idealim ise guinness rekorlar kitabına girmek.

Koleksiyonerlik dışında hobileriniz var mı?
  • Kaligrafiye biraz ilgim var. Yeni alfabe ile tabak üzerine isimler yazıyorum. Örneğin her yıl sonunda şirketimizde çalışan tüm personelin isim listesini bir tabağa sığdırıyorum.Bunu bir gelenek haline getirdim. Yine buna benzer kaligrafi çalışmalarım var.
Saat Odası:Ankara Sincan 1. Organize Sanayi Bölgesi'nde yer alan Ersa'nın merkez ofisinde mesai saatlerinde ziyaret edilebiliyor

 

Sanal alemi gerçeğe dönüştürdüler

Sanal alemi gerçeğe dönüştürdüler
Nimet Pamukçuoğlu
Çocukları ile ilgili konuları paylaşmak amacıyla 2003’te kurulan Ankaralı Anneler Grubu (http://groups.yahoo.com/group/Ankaraliannelergrubu) kendi çocuklarının dışında sevgiye, ilgiye ve maddi desteğe ihtiyaç duyan diğer çocukları ve ailelerini de düşünüyor.

Ankaralı Anneler Grubunun üyeleri, önceleri sanal alemde başlayan dostluklarını ve paylaşımlarını, Yeni yıl, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramı gibi özel günlerde düzenledikleri Anne ve Çocuk Balolarında bir araya gelerek gerçeğe çevirdiler.

Grubun kurucu üyesi Gökçen Kılıç (Uzman) sorularımı   yanıtladı;
Böyle bir grup kurmak nereden aklınıza geldi?
Oğlum doğduğunda onunla ilgili sorular sorabileceğim, danışabileceğim, konuşabileceğim hiç kimse yoktu etrafımda. Daha doğrusu vardı ama herkes sanki bir şeyleri geçiştiriyordu. Bir yerlerde benim gibi arayış içinde olan, çocuğuyla kafayı bozmuş anneler mutlaka vardır diye düşünürken internette tesadüfen anneler grubunu buldum. Orada tüm Türkiye'den bir grup anne ile yazıştık. Bir süre sonra biz Ankaralı Anneler, grup genelini çok meşgul ettiğimizden dolayı uyarı aldık. Bunun üzerine de Ankaralı Anneler Grubu olarak ayrı bir grup kurmaya karar verdim ve benim gibi annelerle birlikte olmaktan çok mutluluk duydum.
Şu anda grubunuzda kaç üye var?
İlk önceleri aramızda tam olarak ne konuşacağımızı veya ne paylaşacağımızı bilemez 3-5 kişi iken bugün sayımız 450'yi geçti. Gerçekten bir aile olduk. Herkes birbirinin iyi gününde, kötü gününde yanında dertlerini-sevinçlerini tüm samimiyetiyle paylaşıyor. Çocuklarımız büyüdüğünde “ben senin bebekliğini bilirim” diyebileceğimiz kadar birbirimize yakınız.
Yardım çalışmalarınız nasıl başladı ve kimlere ne gibi yardımlarda bulunuyorsunuz?
Çocuklarımız büyüyüp de elimizde kıyafet, oyuncak birikmeye başlayınca bunları en iyi şekilde nasıl değerlendirebiliriz diye düşünmeye başladık. Üye annelerimizin hepsi çeşitli kurumlarda çalışıyor ve belirli bir bütçeye sahipler. Fakat ufak bir katkı ile inanılmaz sonuçlar elde edebiliyoruz. Kullanılmış ama iyi durumdaki kıyafetlerimizi, oyuncaklarımızı hastanelerdeki ihtiyaç sahibi ailelerimize ellerimizle dağıtıyoruz. Topladığımız nakit paraları hastane yönetiminin yönlendirdiği kişilere veriyoruz.
Yalnızca hastaneler değil çocuk yuvalarındaki ve sevgi evlerindeki kimsesiz çocuklarımız da bu ilgiden nasibini alıyor. Elimizden geldiğince ve zamanımız el verdiğince buradaki çocuklarımızla da ilgilenmeye çalışıyoruz. 23 Nisan Çocuk Bayramında partiler düzenliyor, hediyeler veriyoruz.
Teşekküre, takdire veya reklama ihtiyacımız yok. Yardımlarımızın bize tattırdığı manevi hazla gençleşiyoruz diyebilirim.


Grup üyeleri, nasıl üye olduklarını şöyle anlatıyorlar:

Zeynep Yağız (36), Dış Ticaret Uzmanı: Bu güzel annelerle tanışmam, oğlum sayesinde oldu...ilkokula başlayan oğlum ANKAN annelerinden ikisinin oğluyla aynı sınıfta olunca kaynaşmak zaman almadı.
Sevgili kurucumuz, Gökçenimiz ve organizasyonların yıldızı Özlemciğim ile çok sıcak bir tanışmadan sonra, "bizim bir grubumuz var... Ankaralı Anneler... sen de mutlaka bizimle olmalısın" çağrısına kayıtsız kalmam imkansızdı.
Karşılıksız bir araya gelen, sadece yardım ve destek için çalışan bu muhteşem annelerin arasında olmaktan gurur duyuyorum...
Burçin Üstün Kılıç (34), Bilgisayar Programcısı : Böyle bir grup olduğunu bir arkadaşımdan duydum ve üye oldum. Aynı zamanda aralarında olmaktan çok mutluyum.
Sevgim Toprak (36), Mimar : Ankaralı Anneler Grubu ile oğlum doğduktan kısa bir süre sonra, “ne yedirmeliyim? Hangi doktora götürmeliyim?” gibi sorularıma cevap ararken tanıştım. Grubun kurulduğu ilk yıllardan bu yana arkadaşlarla birlikteyim. Birçok etkinliğe katıldım.
Songül Bilge (39), Yönetici: İşyerinde oda arkadaşımın anlatımları ve paylaşımlarından etkilenerek “bende orada olmalıyım” dedim ve üye oldum. Grubumu, paylaşımlarımızı seviyorum.