28 Şubat 2014

Türkiye'nin Kanatları



Malum, seçimlerin yakın olması sebebiyle Eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık çeşitli açılışlarda/ toplantılarda partilerinin ileriye dönük projelerini anlatırken “artık kendi uçağımızı kendimiz yapacağız” diyor.
Üzülüyorum aslında.
Keşke “başkalarının kanatlarıyla uçanlar hürkuş olamazlar” diyen Vecihi Hürkuş'u , tüm servetini uçak fabrikasına harcayan Nuri Demirağ'ı da ansalardı. Deselerdi ki “engellendiler, desteklenmediler ama biz onları unutmadık . Onların hayalini biz gerçekleştireceğiz.” ..
Keşke....
Aslında ilk uçağımızı 1930 yılında Kadıköy'de bir keresteci dükkânını kiralayarak, 3 ay içinde bitiren Vecihi Hürkuş yaptı. İlk uçuş denemesini de Kadıköy semalarında yaptı fakat takdir yerine izinsiz uçtuğu için cezalandırıldı. 1930'lu yıllarda ilk Türk Sivil Havacılık Okulu'nu (Vecihi Sivil Tayyare Mektebi 1932) açtı. Okulda ilk Türk kadın pilotumuz Bedriye Gökmen ile birlikte 12 pilot yetiştirdi. 1954 yılında İlk sivil havayolu şirketimiz Hürkuş Havayollarını kurdu. 1969 yılında borç içerisinde hayatını kaybetti.

Peki Nuri Demirağ kimdir?

Ben de bilmiyordum açıkcası. Geçenlerde Nuri Demirağ'ın hayatının anlatıldığı ve Yönetmen Savaş Güvezne'nin hazırladığı bir belgeseli seyrettim. Bir zamanlar İstanbul Beşiktaş'da bir Teyyare Fabrikası varmış. Nuri Demirağ'ın kurduğu bu fabrika'da tamamen Türk tasarımı bir yolcu uçağı bile yapılmış.
Savaş Güvezne belgeselinde ilginç bir hikayeyi gün yüzüne çıkarıyor;
Nuri Demirağ cumhuriyet döneminin en önemli iş adamlarından birisidir. Demir yolu yapımı ihalesini alarak dönemin şartlarında ve imkanlarında Sivastan Erzuruma demiryolu ağı döşemiş. Her törende çoşkuyla okuduğumuz Onuncu Yıl Marşımızın “demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan” dizelerinin kahramanlarından olduğu için kendisine “Demirağ” soyismi verilmiş.
1935 yılında Atatürk'ün Türk Hava Kurumu'na 10 Bin Lira bağış yapması dikkatleri çekmiş. Nuri Demirağ'ın kardeşi Naci Bey 120 Bin Lira bağışta bulunmuş. Naci Bey'in bağışı ile üç uçak alınabiliyormuş. Bunun üzerine Nuri Demirağ'a “Naci Bey 120 Bin Lira verdi siz 200 Bin Lira verecek misiniz?” diye sorulmuş. O da kendilerine; “Ben daha iyisini yapacağım tüm servetimle bu kampanyaya katılacağım” demiş ve İstanbul Beşiktaş'ta ilk Teyyare Fabrikasını kurmuş. 1936 yılında Fabrikasında ilk tek motorlu uçak üretilmiş ve uçağa Nu.D 36 adı verilmiş. 1938 yılında da Nu.D-38 adlı çift motorlu 6 kişilik yolcu uçağı yapılmış.
Nuri Demirağ'a ilk uçak siparişini 1938 yılında Türk Hava Kurumu (THK) vermiş.
Buraya kadar herşey çok güzeldi değil mi?

İkinci perde de Nuri Demirağ'ın ve Türk Havacılık Tarihinin kaderi Atatürk'ün ölmesi ve Milli Şef döneminin başlaması ile değişiyor.
THK'nin sipariş ettiği teyyarelerin deneme uçuşlarını kendisi yapmak isteyen ilk uçak mühendislerinden Selahattin Alan, pilot hatası yüzünden uçağı düşürür ve hayatını kaybeder. Hava Kurumu bunu bahane göstererek uçakları almaktan vazgeçer.
Nuri Demirağ düşme sebebinin pilot hatası olduğuna dair tüm ispat çabalarına rağmen başarılı olamaz. Fakat yapılan uçakların tek alıcısının devlet olması ve devletin tüm kapılarını kapatması girişimci ruhunu ve mücadelesini yıldırmaz.
Kendisinin milliyetçi ruhu o kadar baskındır ki İsmet İnönü'ye yazdığı açık mektuplarda; “artık bu mücadelede kendisinin başarısından ziyade Dünya konjüktürü içerisinde Türkiye'nin savunma sanayiinde güçlü olmasını, birşeyler başarmasını arzu ettiğini ve fabrikalarının devlete temlik edilmesini, bunun karşısında da hiçbirşey istemediğini, tek arzusunun Türk Harp Sanayiinin gelişmesine katkı sağlanması olduğunu” söylemiştir ama yine bu anlattıklarını kimse dinlememiştir.
Nuri Demirağ'ın uçaklarını Devlet almaz ama Mısır talip olur. Ama Bakanlar Kurulundan “uçak bir harp malzemesidir satılamaz” kararı çıkar. Demirağ ısrarla yılmaz, halen İstanbul Atatürk Havalimanı'nın şu anki sınırlarında olan bir çiftlik satın alır. Buraya “Gök Okulu” adını verdiği bir uçuş okulu açar. Bir çok pilot yetiştirir. Pilotların diplomalarının verildiği gün halk tarafından büyük ilgi görür. Uçaklar yıllarca kimsenin burnu kanamadan uçar.
İleri ki yıllarda Nuri Demirağ Milli Şef'in karşısına Türkiye'nin ikinci muhalefet partisi “Milli Kalkınma Partisi” ni kurarak çıkmak istemiş fakat dikkate alınmamış ve parti işinde de başarısız olmuştur. Demokrat Parti'nin kurulması sırasında Adnan Menderes kendisini partiye davet etmişse de Nuri Bey kabul etmemiştir.
Nuri Bey'in uçak fabrikasının altında bir de maatbaası vardır. O yıllarda matbaasını Tercüman Gazetesine kiraya vermiş. Tercüman Gazetesi dönemin Başbakanı Adnan Menderes hakkında eleştirel yazılar yazmaya başlayınca, Menderes Nuri Bey'i arayarak “kiracısının oradan tahliye edilmesini” istemiş. Hayatını “evvela ahlak sonra vazife” prensibinden ödün vermeyerek geçiren Demirağ “bir kusuru varsa siz gerekeni yapın” der ve kiracısına hiçbir şey yapmaz. Bunun üzerine Adnan Menderes uçak fabrikası ve çevresindeki arazisini istimlak eder. Sebebi hiçbir zaman bilinemez.
Yakın tarihte Nuri Demirağ'ın uçakları hurdaya satılır.
.........
Yoruldunuz mu?
Ben seyrederken de yazarken de yoruldum, üzüldüm, kırıldım.
Demirağ'ın ve Hürkuş'un bütün çabalarına rağmen maalesef uçak sanayii elbirliği ile çökertilmiş ve yıl olmuş bilmem kaç biz hala “kendi uçağımızı kendimiz yapacağız” diyoruz.
Söyleyecek söz çok ama ben bir cümle ile bitiyorum.
Ruhunuz şad olsun güzel insanlar”.

Nimet
Gayet Gazeteci

14 Şubat 2014

14 Şubat

İncirli'de otururken karşı apartmandan komşumuz rahmetli Saime Teyze bayram temizliği yapanlara çok kızardı.
"biz bayramdan bayrama temizlik yapmıyoruz evladım her gün temizliyoruz evimizi" derdi.
Sevgililer Günü, Anneler Günü, Babalar Günü'nde   düşündüğüm kişilerle birlikte Saime Teyze'yi de hatırlarım.
Sevgi bir günde hatırlanmaz elbette biz her gün temizlik yapıyoruz.

--
Nimet
Gayet Titiz