25 Kasım 2013

Kadın ve Şiddet

Ders çalışmam gerektiği zamanlarda ders dışında herşeyi yapma gibi bir eğilim içerisindeyim.
Pazar günü ders çalışmak için en verimli gün olmasına rağmen iki çeşit yaş pasta, üç çeşit yemek bir de üstüne iki kilo nar ayıklayıp akşamı ettim. O derece yani.
 
Bu yıl 4. sınıftayım artık okulum bitecek. Bişeyin sonunu sevmiyorum. Hemen olsun bitsin istiyorum. O sebeple okul bu yıl zor geliyor.
Neyse en azından Kış ayı gibi ucunda Bahar var diyebileceğim cinste ucunda mezuniyet var ne diyelim.
Diren Nimet! :)
 
Aslında yazımın mevzusu size dertlenmek değil tabiki. Bugün Dünya Kadına  Karşı Şiddeti Önleme Günü
İstatistiklere göre kadına şiddet arttı.
 Gelişmişi, az gelişmişi, hepten geri kalmışı, tüm ülkelerde az/çok nitelikli/niteliksiz kadına şiddet hep var maalesef.
Biter mi?
Bitmez tabi ki!
 
Eskiden de kadına şiddet yoğun bir şekilde vardı fakat dillendirmek yoktu. Kol kırılır yen içinde kalırdı. Tabi şimdilerde kadın da toplum da bilinçlendi.
Kadına şiddetin gündem oluşturması o sebepten.
Diğer taraftan medya da rayting kaygılı haber yaptığı için bu tip haberler öne çıkırılıyor tabi ki.
 
Peki neden boşanma gerçekleşince kadın ayaklarının üzerinde durur da erkek karısını öldürme yoluna gider?
Çünkü farkında olmasa da erkek için kadın herşeydir.
bedava seks,
bedava iş gücü,
bedava çocuk bakıcısı
çalışıyorsa bi de üstüne para getiren, ev geçindiren, iki ile ikiyi toplayıp erkeğinin önüne dört koyan insan.
Boşandın ne oldu?
Hop yukarıda sayılanların hepsi gitti. Kaldın mı bi başına.
 
Beyni midesiyle uçkuruna çalışan erkek çeşidi kadınını kaybedince bir hiç oluyor. Pek çoğu toplumda saygınlığını yitiriyor. Çünkü aileye gösterilen hürmet ayrılacağından yoksun kalıyor.
Sonuçta tüm suçlu kadın. Ne demek ulan beni terketmek psikolojisi içerisinde "vurun kahpeye" diyor.
Her ne kadar  tüh tüh / vah vah yanındayız yasa çıkarıyoruz deseler  de muhafazakar görüş takıntısı ile önünü göremeyen erkek egemen yönetim için pek de önemli değil anlaşılan.
 
1990'lı yıllarda bizim caminin hocasını mahalleli şikayet etmiş, şikayetin üzerine de kendisini teftiş için müfettişler gelmişti. O sırada camimizin hocası kütüphaneden bazı kitapları bahçeye atmış. Kardeşim de çocuk aklıyla o kitaplardan kapıp eve getirmişti. Kitabın içeriği bizim ailede epey tartışma konusu olmıştu. Keşke atmasaydık da içinden kadın ile ilgili olan kısmı şurada size yazabilseydim.
Kadını insan sınıfına bile koymuyordu.  4 tane eş almanın sevabından bahsediyordu. Ve daha bunun gibi bir sürü saçma sapan gerekçeyle doluydu.
Şimdilerde ne zaman kadın cinayeti, kadının rolü tartışması, çocuk gelinler, tecavüzler. dekolteler, başörtüsü, kadının nasıl giyinmesi gerektiği  konuşulsa hep o kitap aklıma geliyor. 
Konuşulanlar ve eylemler kitaptaki gibi olmayan kadınları hedef alıyor.  Kitabın yeni nüshaları hangi kütüphanelerde yer alıyor merak ediyorum.
--
nimet
gayet kadtın

09 Eylül 2013

hele hele hele ANTEPLiiiii.........


Y video
İlk doğu gezimi Gaziantep'e yaptım. Bilen bilir de bilmeyen için söylüyorum daha önce görmediğim için üzüldüm.
İki günde bir yıllık kalorimi  alıp geldim.
Ünlülerin de gezi dönemleri miydi neydi , birkaç tanınmış astrolog,yaşam koçu ve televizyon programcısı ile birlikte sazan gibi  sürü halinde gezilecek yerleri dolaştık, lokanta larda rastlaştık.
En çok Tahmis Kahvehanesini beğendim. Zaten videoda da görüldüğü üzere tam bana göre  eğlence gırla bır mekandı.:)
Katmerci Zekeriya Usta'yı da ayrıca tebrik ederim.
Ve tabiki  imam çağdaş kebapçısını:)

Nimet
Gayet iştahlı


05 Eylül 2013

İlk Defa adam akıllı para verip süper zeka bir telefon aldım. Yarın karşılıklı satranç oynayalım diyorum. Yani vesselam şu anda dokunmatik klavyemle boğuşmaktayım :).                                                                                  

Nimet
Gayet beceriksiz

Dip Not:bu bir denemedir çok bi beklentiniz olmasın:)

29 Ağustos 2013

Buradayım

Eskiden dinlediğim müziklerden parça listesi hazırladım. O bi kenarda yavaş yavaş çalarken yine eskiden çok beğenerek okuduğum bir kitabı yeniden okuyorum.
Huzuru yakaladım. :)
Dipnot: Sonra görüşürüz.,
 
 
Nimet
Yorgun

28 Haziran 2013

Tatil matil...

Bi gidip bakayım ne var ne yokmuş oralarda.
Kuşadasıın'da da gezi eylemi var mı?
İzmir'in halkı sopalarla dövüldükten sonra sesi soluğu kesildi mi?
Alaçatı'nın burjuva tatilcisi ne yapar?
Bodrum'da eğlence son sürat devam ediyor mu? 
Yabancı turist ülkemizden kaçtı mı gerçekten?
Şirince'nin üzüm bağları nerede?
Hepsini gezeceğim emin olun:)


Nimet
Gayet Yorgun

20 Haziran 2013

VENEDİK

Güzel şeylerden bahsetmek istiyorum. :)
Sevgililer gününde Floransa'da olduğumu söylemiş miydim?
İki gün Venedik, iki gün Roma, iki günde Floransa'da kaldım.
Kiminle?
Elbette okul arkadaşlarımla.
Okulumun etinden, sütünden faydalanıyorum.
Mezun olduktan sonra da derisini yüzüp postunun üzerine oturmayı tasarlıyorum.

Efenim gezi notlarıma gelince;
Floransa'daki otelimiz bir numara idi.
Şehirler arası geçişlerimizi hızlı trenle yaptık. Bu otel tren istasyonuna 5 dakika. Tam merkezde ve en önemlisi bize iyi davrandılar. :)
Böyle söylemek durumundayım çünkü Roma'daki otelimizin personelinin bize tavrı şöyleydi: zaptedilemez insanlarız, bizi hizaya getirip zapdetmeye çalışıyorlar ki iki günde adam edip memleketimize yollayabilsinler. Personel de kim?
 Üç kuruş için memleketinden kaçıp gelmiş Hindistan göçmenleri. 
Venedik'deki otelimiz de buna benzerdi. İngiliz usulü döpiyes giymiş bir teyze vardı. Biz ne zaman çay almaya yeltensek koşa koşa yanımıza gelip; "sen dur ben yapacağım, ne istiyorsun onu söyle" dedi. Tabi italyanca söyledi ama tavrı türkçeydi. :)

Venedik'de Burano, Murano ve Torneo adalarını  gezmeniz için tekne turu düzenleniyor. Bu adaların en güzeli Burano adası. Diğer adaları verdiğiniz paraya değsin diye gösteriyorlar bana göre. Burano adasının renk renk evleri görmeye değer. Dantel fabrikası ile ünlü imiş fakat artık dantel yokmuş. Mağazalardaki dantel benzeri şeylerin hepsi çin malı almayın dediler.

Venedik sokaklarına gelecek olursak: görmüş olduğuuz fotoğraftakine benzer bir sürü vitrin görmeye değer.
Fiyatlarını görmeyin. Bunları alabilmek için Koç'lardan biriyle evli olmanız gerekir. :)

Gondolcularla pazarlık yapılması gerekiyor. Biz öğrenciyiz demeniz işe yarayabilir ama yine de Türk olduğunuzu anladıkları anda tavırları değişiyor. Biz iyi  kalpli bir gondolcu bulduk.Kendisiyle  Nejlacığımın Almancası ile anlaşabildik.
Gondol sefası bana pek romantik gelmedi. Kanalın suyu koyuyeşil ve karanlıktı. Dibi görünmüyordu.  Yazın çok sivrisinek oluyormuş. Ama tecrübe etmeniz açısından tavsiye ederim.
Floransa'da bol bol alışveriş yapabilirsiniz demiyorum. Çok pahalı.
İlk gün,  "kendime bir kaban alayım bari" diyerek  mağazaları dolaşmaya başladım.
Sıradan bir mağazaya  sıradan bir kabanın fiyatını sormak için girdim.
Mağaza görevlisi teyze  benim müşteri olmamı hiç istemedi ama ben ısrarla mankenin üzerindeki  kabanı indirttim.
Giydim güzelce.
Aynada sağıma soluma salınarak nasıl olmuşum diye baktım.
 Sonra fiyatına bakmak aklıma geldi.
Kaç liraydı?
800 Yuro :)
Haksızlık etmeyin indirim yapmışlardı. 600 Yuro olmuş. Kuyruğu dik tutmak için beğenmemiş gibi yapıp çıktım mağazadan. 
Bu arada sevgililer gününde Flaransada çikolata bayramı vardı. Cennet orasıydı:) 
Venedik ve Floransa butik şehir,  Roma büyük şehir. Fakat her üç şehri de yürüyerek gezebilirsiniz.
Eğer otelde kalmayalım. Ev kiralayalım, araba da kiralayalım derseniz linkini vermiş olduğum siteden çok faydalandım. Başarılı bir site olmuş. 
Nimet
Gayet Gezgin

17 Haziran 2013

Final

Finallerim var.
Ders çalışmam gerekiyor.
İki adım ötemde insanlar birbirini yiyor.
Tepemizde sürekli helikopterler geziyor.
Televizyonda tehditler savuran bir Başbakan var.
Gazdan kaçan sokak köpeklerini saydım 20 tane oldular.
Yaptığım her şey anlamsızmış gibi geliyor.

nimet
sadece nimet

13 Haziran 2013

KIZILCAHAMAM

 Hafta sonu ANKAN   dostlarımdan Gülenim ve Burçinim ile birlikte Kızılcahamam'a gittik. Kızılcahamamlının hasıyım ama ilk defa   lokantalarından birinde  et yedim.
Arkadaşlar sosyete olunca tabi iki taşın arasına konuşlandırılmış ızgarada et istemediler.
İyi de oldu. :) Ben de sosyeteye dahil oldum.
Günümüzü hamam la kapattık tabiki.
Şehrin keşmekeşinden, biber gazından, patronundan, bunalımından, çoluk çocuktan kaçmak ne iyi geldi.
Nimet
Sade Vatandaş

27 Mayıs 2013

İlle de Romantik Komedi

Toz pembe filmlerin içinde boğulmayalım diye araya bir iki gündem  ekledim.
 Kendinize geldiniz mi?
:)
İyi.
Sizi bilmem ama ben pembe panjurlu  filmlere geri dönüyorum.


Filmin Adı: Aşkın 500 Günü
Değişik bir film. Aşkı sondan başa anlatıyor. Fotoğraftaki gencin 500 günde sevgili ile yaşadıkları geriye dönüşlerle anlatılmaya çalışılmış. Ben klasik aşk filmlerinden hoşlandığım için bana pek cazip gelmedi ama değişiklik isteyenler için izlenebilir.



Filmin Adı: Gelin Benim Olacak
Ortada görmüş olduğunuz yakışıklı adam en yakın kız arkadaşının evleneceğini öğrenince ona aşık olduğunu anlar. Tabi bunun sonucunda yine klasik bir film konusu olan arkadaşını evlenmekten vazgeçirme ve düğünü önleme çabalarını anlatıyor. Canınızın sıkıldığı bir gün seyredebileceğiniz sıradan bir romantik komedi filmi. Ama kötü değil. Dediğim gibi eğlence istediğinizde isteğinizi karşılayabilir.



Filmin Adı: Sen Uyurken
Seyredilebilir romantik komedilerden birisi. Sandra Bullock oynuyor. Sandra metroda gişe  işçisidir. Her gün metroya binen bir adama platonik aşıktır.  Bir gün o adam kendisini soymak isteyenlerce rayların altına itilir. Sandra onu trenin altında kalmaktan kurtarır ve olaylar böyle gelişir. Daha fazla detay vermeyeyim gerisini siz izleyin. Ben bir kaç kere izledim.



Filmin Adı: Harry ile Sally  tanışınca
Yine bir Mag Rayn filmi. Konusu güzel bir film. Daha sonra buna benzer filmler çekildi ama bu film seyredilebilir güzel bir film olmuş. Sadece  keşke partneri o adam olmasaymış diyorum. Adam Mag'e göre biraz sıradan olmuş. Mag Rayn'ın kadınlar orgazm taklidi yapabilir diyerek bir lokantada bunu yapması filmi hatırlanabilir yapıyor. :) Ben bir kaç kere izledim. İzlenmeye değer tavsiye ederim.


Nimet





 

Savaşma Seviş


Öpüşen insan görmek neden korkutur insanı?
İnsanlar elele tutuşsun, birlik olsun, öpüşsün, koklaşsın, birbirini sevsin hayat bayram olsun.
Her dönemde, her hükümetin yaptığı düzen değişikliklerinin bir numaralı savunması nedir?
 "bütün avrupa ülkelerinde böyle kardeşim"
İyi o zaman  onlar bilmiyorsa ben söyleyim; avrupa ülkelerinde öpüşmek yasak değil. Aksine öpüşeni rahatsız etmek ayıp.
Ha daha ileri gidip metro da koltuklara uzanıp sevişmeye kalkmışsa eyvallah "hop kardeşim, ayıptır çoluk çocuk var" dersin,  ama masumane sarılmış gençlerin yakasını bırak anacım.

Benim kararım şudur; bundan sonra gençler buluşup monotof kokteyl atsınlar daha ahlaklı.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/23368283.asp

Nimet
Gayet ahlaklı

24 Mayıs 2013

İçki Yasaklandı

Bu günlerde gümdem çok da,  içlerinden "bu neyin kafası" gündemini cımbızlayarak olaya  müdahil oluyorum.

Sokaklarda sarhoş gezdiğimden değil.
İçkiyi sevdiğimden de değil.
Yılda ortalama bir şişe şarap içmişliğimin olmasından da değil.

Bunu "18 yaş altı çocukları içkiden korumak" adı altında " kinine sahip çık" mantığı  ile yaptıklarına sinirleniyorum. Atılan adımların bu kinle yapılıyor olmasına sinirleniyorum.
Sadece bu konuda değil her konuda  toplumun büyük bir bölümünü yok saymalarına sinirleniyorum.
Bunu dalga geçerek yapmalarına da sinirleniyorum.

Ailesiyle balık lokantasında yemek yiyen çocuğu içki masasındasın diye göz altına almaya çalışan zihniyete sinirleniyorum.
Okul bahçelerinde, hastanelerde, üniversitelerde rahatlıkla biber gazı sıktıran ama içki daha kötü diyen zihniyete sinirleniyorum.

 Herkes döner dolaşır büyür, ailesinin kültürü neyse onu yansıtır.  
Bunu anlayamamış ve ısrarla toplumu asimile etmeye çalışan zihniyete sinirleniyorum.

Şeriatla yönetilen ülkelerde içki yasak ama herkes evinde şarap yapıyor!
Noldu? Hani yasak!
Arkadaşım Afganistan'a gitti. Şarap yapmayı öğrenip geldi. Hemde Fransız şarabı yapıyor. Şahane:)
Yine İranda yaşamış olan bir başka arkadaşım bir  vişne likörü yapıyor ki anlatılamaz yaşanır.

Dedim ya içkiyi fazla sevmem. Sadece içki masası muhabbetlerini severim. Müptelasıyım hatta.
"saat 22.00'den sonra içki satışı yasaklanacak" torba kanun sıkıştırmasını duyunca ben bile  "eve içki stoklayım" dedim yahu. Biraz da makarna stoklamalı. Un da almak lazım şimdi. :)

Yakında torba kanunla muhalefeti ve muhalefete ait olan belediyeleri de kaldırırlarsa şaşırmayın. Vallahi ciddiyim. Yol o tarafa doğru gidiyor.

Birşey daha ekleyeyim. İçki yasağı zaten Belediye yönetimlerinden başladı. Bir kaç yıl önce sevgili kız kardeşimin nişan töreni evde mütevazi bir şekilde yapıldı. Bizim ailenin klasiği gençler bi kenarda çaktırmadan içmeye başladı.  Eğlence süper. Muhabbet gırla. Tak rakımız bitti. Birini yolladık; "git bi ufak daha al gel" dedik. Yaklaşık bir saat sonra eli boş döndü. Hiçkimse içki satmıyor burada dedi.  Şaşırdım! 40 yıldır oturulan baba evi muhiti ne zaman böyle oldu?
Bizim mahallede şaraphane bile vardı yahu. Eskiden buralar üzüm bağıydı. :) Harbiden üzüm bağları vardı. Ciddi ciddi de şarap fabrikamız vardı. Şaka yapmıyorum.  Yol tarifi yaparken şaraphanenin üstü filan derdik. Noldu ki acaba?

Uzattım. Aslında yazacak çok şey var ama netce itibariyle:
Çocuklarımız korunmalı, aileler bilinçlendirilmeli, direksiyon başında içki içen cezalandırılmalı hemde en ağırından ama her başa çıkamadığına yasak konulmamalı. Ben böyle düşünüyorum.

Nimet
Gayet humanist
 

17 Mayıs 2013

Anne Günü

Sabahtan kalktım.
Yağmurla yıkanmış mis gibi kokan yeşillikler arasındaki sokağıma çıktım.
Anneler günü çiçeğimi aldım.
Güzel bir kahvaltı hazırladım.
 mutluyum:)
Nazanım sevimli bir mumluk almış. İşyerime getirdim. Hergün naranciye kokulu bir mum bitiriyor kendisi. Tabi işyeri olunca biraz garip geliyor millete. Sorana söylüyorum:
"yavrumun ışığı"

Nimet
Gayet Anne

07 Mayıs 2013

Çok sevdim bu işi!

Filmin Adı: As Good as It Gets/ Benden bu kadar
Şahane bir film. Jack Nicolsan harikası. Çok güzel, farklı, sıkılmadan defalarca seyredilebilir. . Hala seyretmedinizse eksik kalırsınız benden söylemesi.

Filmin Adı: B Planı
Jennifer Lopez'in sıradan filmlerinden biri bana göre.  Zaten onun yer aldığı filmlerin hepsinde bir kalça gösterme çabası vardır. İşte kalçası da burda   buyrun bakın gösterisinden öğğ geldi.  Bu da sıradan bir aşk hikayesi.Jennifer teyze çocuk doğurmak istiyor. Bir erkek arkadaşı olmadığı için sperm bankasından alınan  sperm rahimine yerleştiriliyor. Tam da hamile olduğunu öğrendiğinde yanındaki adama aşık oluyor. Falan falan.

Filmin Adı: Cennet Gibi / Just Like Heaven
Aslında çoğu filmin başlangıç konusu olan bir olayla başlıyor. Görmüş olduğunuz bayan bir doktordur. Çok çalışır o sebeple bir erkek arkadaş bulmaya vakti yoktur. Ablası ona bir koca adayı bulur. Kızcağız ablasına giderken kaza geçirir ve komaya girer. Yaşam ile ölüm arasında kalır. Hayaletken kendisine aşağıdan bakan zavallı adamla birbirlerine aşık olurlar. Hem komedi, hem aşk değişik sıcak bir romantik komedi tavsiye ederim. Sıkılmadan seyredebilirsiniz.


Filmin Adı: Aşk Mektupları
Görmüş olduğunuz kız nişanlası ile seyahat ediyor. Seyahat esnasında dilek duvarı gibi bir yere bırakılan mektuplara cevap veren bir grup kadınla tanışıyor. Kendisi de o kadınlara yardım ederek yanındaki yakışıklı delikanlının büyükannesinin yıllar önce yazdığı bir mektuba cevap veriyor. Kadın cevap vereni bulmak için yola çıkıyor. Torunu da onun peşinden geliyor. Yakışıklı ve büyükannesinin seyahat etmesine sebep olduğu için kızgın olan torun ile güzel kızımız  karşılaşıyor. Sonra olaylar gelişiyor. Çok sıkılmazsınız.

Filmin Adı: Fransız Öpücüğü
Meg Ryan filmi. Sıkılmadan seyredebilirsiniz. Aksiyon yönü biraz daha ağır basıyor.  Meg ciğimin yanında yer alan adamcağız filmlerde gördümüz aşık olunası karakterlerden değil.  Hırsız ve  cinsel gücü yok mesela:) Meg teyze uçakta yanındaki adamla tanışır. Uçaktan çok korkmaktadır. Nişanlısını aramaya gidiyor bu arada. Fakat çantasını çaldırıyor. Erkek aktörümüz çalmıyor elbette ama erkek aktörümüz kimin çaldığını biliyor vs. vs. macera böyle başlıyor. Sonunda aşk var tabiki. :)  Tavsiye edebileceğim eski filmlerden biri, dediğim gibi arkadaş ortamında hepbirlikte  sıkılmadan seyredebilirsiniz.
Filmin Adı: Evlen Benimle
Sıradan bir romantik komedi. Resimdeki kızcağız annesinin ve çevresinin evlenme ısrarından bıkıyor ve damatsız nikah yapmaya karar veriyor. Olayın özü bu. Genelde seyrettiğim ve sevdiğim filmleri defalarca izleme gibi bir huyum var. Bu filmi bir kere izledim, o kadar söyleyim yani.
Filmin Adı: Düş Yakamızdan/Failure To Launch
Sarah Jessica Parker ve Matthew McConaughey oynadığı eğlenceli bir romantik komedi. Yakışıkı delikanlımız  30'lu yaşlarında ama hala evlenmemiş, annesinin evinde yaşayan ve evlenmeye de hiç niyeti olmayan bir bekar. Annesi ve babası onun evlenmesini istiyor ve güzel kızımızı kiralıyor. Güzel kızımız onun aklını çelecek evden ayrılmasını sağlayacak sonra da terkedecektir. Ama olaylar hesaplandığı gibi olmaz. Güzel kızımız müzmin bekarımıza aşık olur. Ta ta...  Ailecek seyredebilirsiniz. Eğlenceli ve mutlu bir film.


Filmin Adı: Kuzenler/Cousips
Eski ve şahane bir film. Çiftlerin ikisi de evli. İkiside umduğunu bulamamış. Aslında romantik komediden çok duygusal bir film diyebiliriz. Ben yıllar önce almıştım. Şimdi hiçbir yerde  göremiyorum. Hala ara ara seyrederim.



Yeter mi?
Bugünlük yetsin
sonra yine görüşürüz.

Nimet
Gayet çalışkan

Nerede Kalmıştık

Filmin Adı: Sahte Gelin 
Sahte Gelin bir Fransız filmi.. Aslında Fransız filmlerinden pek hoşlanmam ama bu filmin konusu güzel. Resimde görmüş olduğunuz erkeğin ailesi sürekli evlenmesini istiyor o da kendisine sahte bir nişanlı buluyor. Tabi beklenildiği gibi sonunda sahte gelinine aşık oluyor. Fakat olay örgüsü sıradan Amerikan filmleri gibi değil. Güzel bir film olmuş tavsiye ederim. Ben iki üç kere seyrettim.
 
Filmin Adı:Sırılsıklam Aşık-Head Over Heels
Bir kaç kere televizyonda da gösterildi.  Öndeki delikanlıya aşık olan pısırık bir kızın manken ev arkadaşlarının yardımı ile delkanlıyı ayartma çabaları. Biraz komedi biraz polisiye biraz da romantizm dolu eğlenceli bir film. Bir arkadaş toplantısında sıkılmadan herkesce izlenebilir.
 
Filmin Adı Aşk ve Gurur/ Pride and Prejudice
Aşk ve Gurur kitaptan uyarlanma bir film. Bu filmin bir tane de hint versiyonlu olanı var onu kesinlikle almayın.  Başarılı bir film olmuş. Her iki taraf da çok gururlu. Hem de aşık. Beş kızını evlendirmeye çalışan bir annenin çabası. Yaz okulu Görsel Kültür hocamızın seyretmemizi tavsiye ettiği ve bu filmden sınav yaptığını da ayrıca eklemek isterim.


Filmin Adı: Tatil/The Holiday
Bu filmi biliyorsunuzdur. Ama ben bilmiyorum yahu diyorsanız şiddetle tavsiye edilecek filmlerden birisi. Yan tarafta görmüş  olduğunuz çiftlerden kadın olanlar evlerini değiştirerek tatil yapmaya karar veriyorlar. Birbirlerini tanımıyorlar elbette. İnternetteki tatil seçeneklerinden birbirlerinin evlerini buluyorlar. Olaylar bunun üzerine gelişiyor ve tatlı tatlı devam ediyor:) Hala seyretmeyeniniz varsa bu film kaçmaz.


Filmin Adı: No Reservations - Aşk Tarifi
Resimde görmüş olduğunuz teyze bir ahçıdır. Yanındaki yakışıklı delikanlı ahçının yanında işe başlamış bir şefdir. Kadın karakter biraz otoriterdir. İşini çok önemser. Adamcağız biraz salaştır. Bu arada kadın gerçekten bir teyzedir. Çünkü yiğenine bakmak zorunda kalır. Esasen bildiğimiz romantik komediler gibi değil. Azıcık acıklı. Yiğeninin annesi babası ölüyor ve  ona bakmak zorunda kalıyor. Aşka kapılmıyor fazla kontrollü. Ben aman aman beğenmedim. Yakışıklıyı izlemek için seyredilebilir belki. Bi de siz deneyin bakalım.
Filmin Adı:Weitress-Garson Kız
Bu da değişik bir film. Görmüş olduğunuz bayan evlidir. Kocası ona çok kötü davranır. Kadının bir hayali vardır. Turta yapmak ve bununla ilgili bir pastane açmak. Çetrefilli hayatı ve bu hayatın içerisinde aşık olduğu doktoru,  ayaklarının üzerinde durma mücadelesi anlatılıyor.  Aman illaki seyredin diyebileceğim bir romantik komedi değil. Komedi kısmı yok diyebilirim. Klasik romantik komedi istemiyorsanız seyredebilirsiniz. Merak etmeyin sonu kötü bitmiyor.
 
Nimet
 


03 Mayıs 2013

Romantik Komedi

Geçenlerde uğrak yerim  D&R da  DVD ve  CD lerin arasında dolaşırken iki genç film seçmeye çalışıyordu.
-Şu nasıldır acaba?
-Bu sıkıcıya benziyor.
-Sonu kötü bitiyorsa almayalım.

İçimden sürekli cevap verdim.
-Hayır o çok sıkıcı bir film
-Aslında çok güzel bir romantik komedi hiç sıkılmazsınız tavsiye mi etsem acaba?
-Sıradan bir romantik komedi sonu kötü bitmiyor.
 
 D&R romantik komedi standında bulunan filmlerin iki katı kadar orijinal dvd ve cd arşivine sahibim.
Romantik komedi sever arkadaşlarım ola ki gününüz kötü geçti yada keyfiniz yerinde yada kurgu bir hikayenin içinde yaşamak istediniz.
Tavsiye ederim:
 
Filmin Adı: Sabrina
Hani televizyonda uzun uzun "bir aşk masalı" (ismini yanlış da yazıyor olabilirim) diye bir dizi seyrettiniz. İşte o dizi, bu filmden uyarlanmıştır . Dizi kaç yıl sürdü bilmiyorum ama filmi 1,5 saat. Şiddetle tavsiye ederim.
 
 
 
 
 
Filmin Adı:Cazibe Kanunları
İki avukatın eğlenceli, çekişmeli aşk hikayesi. Yüz bin kere seyrettim. Şimdi koysanız DVD ye yine seyrederim ve şiddetle tavsiye ederim.
 
 
 
 
 
 
 
Filmin Adı:Terminal
Aslında tam olarak romantik komedi sayılmaz ama Tom Hanks harikası muhteşem bir film. Cd nin bozulma ihtimaline karşılık yedeğini aldım o derece şahane benden söylemesi.
 
 
 

 
 Filmin Adı: Aşk gibi bir şey
 
Bu filmin konusu ve zaman örgüsü gibi filmler var. Ama bu filmde kız da güzel delikanlı da güzel:)  tavsiye ederim.
 
 
 
 
 
 şimdilik bu kadar yeter. Bunları seyret yada seyredin yeniden gelin. Başka tavsiyelerim de olacak.


Nimet
Bunca film seyretmesine rağmen romantizm özürlü

02 Mayıs 2013

Ayran

Hafta sonu arkadaşlarla Antalya gezisindeydim.
Yanımda da fotoğraf sanatçısı arkadaşım olunca "Yılmaz benim için çek bir içilmişlik fotoğrafı" dedim ve sonuçta bu şahane kare ortaya çıktı.
Yanlış anlaşılmasın bardağın üzerinde yazıldığı gibi değil ayran o ayran.

 
 
Nimet

26 Nisan 2013

Son numaram



Eve taktım yine bu aralar.
3 paralık avizemi 5 paralık avize haline getirdim.
Fakat bu sağı solu didikleme krizim de hep  sınav dönemlerime denk geliyor.
Ulus/Suluhan'da görmüş olduğunuz  avize taşlarının her çeşidi var.
E tabi  renk renk, cıvıl cıvıl bi dünya taş alıp  ertesi gün iki tane sınavım olmasına rağmen ısrarla görmüş olduğunuz avizeyi bitirdim. 
Hemen de bitti.
Yine boş kaldım.
Yeni tabloya mı başlasam  ki?
Final dönemine artık:)

nimet
gayet hamarat

10 Nisan 2013

şakası yok bu işin

Gün gelecek  blog sayfandan  not alacaksın deselerdi,  ne taklalar atardım burada.  

Amma...
"hayaldi gerçek oldu."
bu saatten sonra yapacak birşey yok. Olduğu kadar artık:)

netce itibariyle;

Sevgili halkım.
Lütfen "tık" layın. "Seo"larımı arttırın


Dipnot: Hoşgeldiniz Hocam


Nimet
Gayet Öğrenci

18 Mart 2013

Bahar

Bugün hiç çalışasım yok.
Masamın karşısındaki duvarda asılı tablomu inceledim. Kızın ayaklarını küçük yapmışım.
Biraz orkidemle konuştum. Neden 2010 yılından bu yana çiçek açmadı?  derdi nedir?
Eski yazılarımı okudum.
Çayımı içtim.
Yan odamdaki arkadaşlarımla sohbet ettim.
Not defterimi inceledim. Randevularım, ders proğramlarım, düştüğüm notlar, doğum günümün hangi güne geldiği...
 
2 Mart'ta tutulan not: "gezelim görelim" i "gizemli göğüsler" okudum. Gözlerim bozuluyor" !!
1 Mart'ta  tutulan not: "sanatımızın hatıra defteri belgeselini seyrettim. İnternetten diğer bölümlerini araştır."
...

Bütün aylaklığım bir saatte bitti.

E noldu?
çalışacaksın tabi Nimet yok öyle canım istemiyor çalışamam!


Nimet
Gayet kaytarıcı

13 Mart 2013

Her sabah..

Her sabah akşam spor yapayım diyerek evden çıkıyorum.
Her akşam yemek yeyip yatayım diyerek eve giriyorum.


Nimet
Gayet Yorgun

07 Ocak 2013

Erol Ata'nın saat odası

Erol Ata'nın saat odası

Nimet Pamukçuoğlu
Saat tik-takları arasında huzuru yakalayan Ersa Yönetim Kurulu Başkanı Erol ATA’nın 2100’ün üzerinde nadide saati içeren bir koleksiyonu bulunuyor. Gerçek bir koleksiyoncu ruhuna sahip Erol Ata ile taş plaktan yükselen Zeki Müren ezgisi eşliğinde saat tutkusu ve projeleri üzerine söyleştim.

Erol ATA'yı biraz tanıyabilir miyiz?
  • 1954 yılında Sivas Şarkışla'da doğdum, Hacettepe Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nden 1977 yılında mezun oldum. Mobilyacılık sektöründe isim yapmış ERSA'da Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapıyorum.

Saat koleksiyonu yapmaya ne zaman ve nasıl başladınız?

-Dakikliği çok seviyorum. Tik-tak sesleri ayrı bir keyif, onlarla ilgilenmek, onları seyretmek, izlemek huzur veriyor. İkinci el saatler, geçmişten getirdiği anılar beni çok etkiliyor.

1990 yılından bu yana teşhir amaçlı biriktirmeye başladım. 2012 yılı ortalarında koleksiyoner belgesi aldım. Başlangıçta üç raflı cam kapaklıbir dolapta toplamaya çalıştığım saatlerim, şu anda Ersa'nın Ankara fabrikasında yer alan ofisimde ve bulunduğumuz odada, koridorlarda ve işyerinin değişik birimlerinde sergileniyor. İleride yine bu binada daha büyük bir odayı saat odası olarak düzenlemeyi düşünüyorum.

Bir saati gördüğüm zaman otomatik, kurmalı, pilli ya da özel bir sistemle mi çalıştığınıtahmin edebiliyorum. Telefon rehberimde, saat ticaretiyle uğraşan 60'tan fazla kişinin ismi kayıtlı.”
Koleksiyonunuzda ki en eski saat kaç yıllık?

-Yaptığım araştırmalarda bulabildiğim en eski objem 350 yıllık İngiliz yapımı bir cep saatidir. Saatin genel adı soğan anlamında“Oignon” olarak geçiyor. 1650'li yıllarda yapılmış ve en güzeli de hala çalışıyor vaziyette olması. Yine 1700'lerin sonu yani 1780'lerden ve 1850'lerden cep saatleri var. Onların iki çeşidi var hem rafa asılan hem de Grandfather denilen ayaklı saatler. Salon tipi mobilyalı olanlar 1640'lardan sonra yapılmaya başlanmış.1800'lü yıllarda çoğunlukla üretilmiş ve dünyanın her yanına gönderilmiş. Osmanlı için yapılanlarda arapça kadran kullanılmış. Bu saatlerden tamire verdiğim 6 tane olmak üzere her biri ayrı bir servet olan 10'dan fazla saatim var.


Duvar saatlerini kurmayı, ayarlarını yapmayı ve sonrasında tik-tak sesleri eşliğinde “saat oda”sında müzik dinleyerek çalışmayıseviyorum. Her gün bu odada 1,5 saat dinleniyorum.”

Yalnızca saatlerle mi ilgileniyorsunuz? Koleksiyonunuz da saat dışında da parçalar var mı?

-Son zamanlarda biraz da yönlendirme ile lambalı radyo, gramafon çeşitleri, taş plak, 45'likler, 33'lükler, pikap ve daktilolarla da ilgilendim ve koleksiyonuma ekledim. Son olarak 1961 yılında Avusturya'dan getirtilmiş bir müzik kutusunu ekledim. Güzel tarafıilk günki gibi çalışıyor olması. Ayrıca henüz burada sergilemediğim gramafonlarım, fotoğraf makinelerim de mevcut. Koleksiyonumun içinde yer alan daktilonun yapım tarihi zannediyorum 1920'ler. Toplam 200 bin adet üretilmiş. Zaman zaman bununla ilgili yarışmalar yapıldığında dakikada 200 vuruşa kadar çıkabilmişler. Klavye düzeni başka P ile başlıyor. Bir diğer pikap 1949 ingiliz yapımı.

Örneğin bir hazine avukatının çantasını koleksiyonuma ekledim.İçerisinde hazine avukatına ait 20 adet cep ajandası var. Her biri ayrı bir anı. 1980 lerin başına kadar eski türkçe ile yazmış 80' lerden itibaren türkçeye dönmüş. Ajandaların içerisinde harcamaları var. Bu gibi anıları bulup çıkarmak beni hem hüzünlendiriyor hem de mutlu ediyor.
Koleksiyonunuzu müzeye dönüştürmeyi düşündünüz mü?
-Aslında müzeye dönüştürmek istiyorum ve o amaçlı tutuyorum. Bu konuda Hacettepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı hamamönünde bir bina tahsis ederek “Erol Ata Hacettepe Saat Müzesi”açılması yönünde bir teklif getirdi. Yanı sıra Ankara Ticaret Odası Başkanı da müze teklifinde bulundu. Tabi bu büyük iki ismin teklifte bulunması benim açımdan gurur verici fakat bir takım şeylerin öncelik sırası var. Ailemin de rızasını almak durumundayım. Şimdilik onlar koleksiyonumun burada sergilenmesini istiyorlar.
Koleksiyonunuzda ilerisi için ne gibi projeleriniz var?

-Saat odamızı tüm saatlerimi ve diğer parçaları alacak şekilde daha büyük bir odaya taşıyarak Ersa ile bütünleşmesini istiyoruz..

Oğlumun da bir projesi var. O da İstanbul'da Galata Kulesi ya da İstiklal Caddesine yakın bir yerde Orhan Pamuk'un masumiyet müzesine benzer bir saat müzesi açarak hem kafe hem de müze olarak genişkitlelerle buluşmayı hedefliyor.

Benim idealim ise guinness rekorlar kitabına girmek.

Koleksiyonerlik dışında hobileriniz var mı?
  • Kaligrafiye biraz ilgim var. Yeni alfabe ile tabak üzerine isimler yazıyorum. Örneğin her yıl sonunda şirketimizde çalışan tüm personelin isim listesini bir tabağa sığdırıyorum.Bunu bir gelenek haline getirdim. Yine buna benzer kaligrafi çalışmalarım var.
Saat Odası:Ankara Sincan 1. Organize Sanayi Bölgesi'nde yer alan Ersa'nın merkez ofisinde mesai saatlerinde ziyaret edilebiliyor

 

Sanal alemi gerçeğe dönüştürdüler

Sanal alemi gerçeğe dönüştürdüler
Nimet Pamukçuoğlu
Çocukları ile ilgili konuları paylaşmak amacıyla 2003’te kurulan Ankaralı Anneler Grubu (http://groups.yahoo.com/group/Ankaraliannelergrubu) kendi çocuklarının dışında sevgiye, ilgiye ve maddi desteğe ihtiyaç duyan diğer çocukları ve ailelerini de düşünüyor.

Ankaralı Anneler Grubunun üyeleri, önceleri sanal alemde başlayan dostluklarını ve paylaşımlarını, Yeni yıl, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramı gibi özel günlerde düzenledikleri Anne ve Çocuk Balolarında bir araya gelerek gerçeğe çevirdiler.

Grubun kurucu üyesi Gökçen Kılıç (Uzman) sorularımı   yanıtladı;
Böyle bir grup kurmak nereden aklınıza geldi?
Oğlum doğduğunda onunla ilgili sorular sorabileceğim, danışabileceğim, konuşabileceğim hiç kimse yoktu etrafımda. Daha doğrusu vardı ama herkes sanki bir şeyleri geçiştiriyordu. Bir yerlerde benim gibi arayış içinde olan, çocuğuyla kafayı bozmuş anneler mutlaka vardır diye düşünürken internette tesadüfen anneler grubunu buldum. Orada tüm Türkiye'den bir grup anne ile yazıştık. Bir süre sonra biz Ankaralı Anneler, grup genelini çok meşgul ettiğimizden dolayı uyarı aldık. Bunun üzerine de Ankaralı Anneler Grubu olarak ayrı bir grup kurmaya karar verdim ve benim gibi annelerle birlikte olmaktan çok mutluluk duydum.
Şu anda grubunuzda kaç üye var?
İlk önceleri aramızda tam olarak ne konuşacağımızı veya ne paylaşacağımızı bilemez 3-5 kişi iken bugün sayımız 450'yi geçti. Gerçekten bir aile olduk. Herkes birbirinin iyi gününde, kötü gününde yanında dertlerini-sevinçlerini tüm samimiyetiyle paylaşıyor. Çocuklarımız büyüdüğünde “ben senin bebekliğini bilirim” diyebileceğimiz kadar birbirimize yakınız.
Yardım çalışmalarınız nasıl başladı ve kimlere ne gibi yardımlarda bulunuyorsunuz?
Çocuklarımız büyüyüp de elimizde kıyafet, oyuncak birikmeye başlayınca bunları en iyi şekilde nasıl değerlendirebiliriz diye düşünmeye başladık. Üye annelerimizin hepsi çeşitli kurumlarda çalışıyor ve belirli bir bütçeye sahipler. Fakat ufak bir katkı ile inanılmaz sonuçlar elde edebiliyoruz. Kullanılmış ama iyi durumdaki kıyafetlerimizi, oyuncaklarımızı hastanelerdeki ihtiyaç sahibi ailelerimize ellerimizle dağıtıyoruz. Topladığımız nakit paraları hastane yönetiminin yönlendirdiği kişilere veriyoruz.
Yalnızca hastaneler değil çocuk yuvalarındaki ve sevgi evlerindeki kimsesiz çocuklarımız da bu ilgiden nasibini alıyor. Elimizden geldiğince ve zamanımız el verdiğince buradaki çocuklarımızla da ilgilenmeye çalışıyoruz. 23 Nisan Çocuk Bayramında partiler düzenliyor, hediyeler veriyoruz.
Teşekküre, takdire veya reklama ihtiyacımız yok. Yardımlarımızın bize tattırdığı manevi hazla gençleşiyoruz diyebilirim.


Grup üyeleri, nasıl üye olduklarını şöyle anlatıyorlar:

Zeynep Yağız (36), Dış Ticaret Uzmanı: Bu güzel annelerle tanışmam, oğlum sayesinde oldu...ilkokula başlayan oğlum ANKAN annelerinden ikisinin oğluyla aynı sınıfta olunca kaynaşmak zaman almadı.
Sevgili kurucumuz, Gökçenimiz ve organizasyonların yıldızı Özlemciğim ile çok sıcak bir tanışmadan sonra, "bizim bir grubumuz var... Ankaralı Anneler... sen de mutlaka bizimle olmalısın" çağrısına kayıtsız kalmam imkansızdı.
Karşılıksız bir araya gelen, sadece yardım ve destek için çalışan bu muhteşem annelerin arasında olmaktan gurur duyuyorum...
Burçin Üstün Kılıç (34), Bilgisayar Programcısı : Böyle bir grup olduğunu bir arkadaşımdan duydum ve üye oldum. Aynı zamanda aralarında olmaktan çok mutluyum.
Sevgim Toprak (36), Mimar : Ankaralı Anneler Grubu ile oğlum doğduktan kısa bir süre sonra, “ne yedirmeliyim? Hangi doktora götürmeliyim?” gibi sorularıma cevap ararken tanıştım. Grubun kurulduğu ilk yıllardan bu yana arkadaşlarla birlikteyim. Birçok etkinliğe katıldım.
Songül Bilge (39), Yönetici: İşyerinde oda arkadaşımın anlatımları ve paylaşımlarından etkilenerek “bende orada olmalıyım” dedim ve üye oldum. Grubumu, paylaşımlarımızı seviyorum.