22 Şubat 2006

BUZ PATENİ



1971 doğumluyum. (yaşımı siz hesaplayın bi zahmet) 8 yaşımdan bu yana buz pateni ve eurovision şarkı yarışmalarını hiç kaçırmam.

2000 yılından sonra biraz Nazan engeline takılsa da ısrarla seyretmeye çabalıyorum.

Dün ilk defa bir Türk kızımız Tuğba Karademir, buz pateninde finale kaldı. Bana göre eurovision da 3. olmak ve 1. olmak kadar önemli bir olaydı.

Akşam yarışma sırası Tuğba'ya gelince telefonum zır zır susmadı. Sadece futbolla ilgilenen kuşbeyinli toplum umarim perşembe günü finalde Tuğba Karademir'i seyreder.

nimet

17 Şubat 2006

Offff Yeterrrr!!


Yeter yahu!
Bu aralar havadan mı sudan mı? bir karamsarlık, bir asık suratlılık gidiyor insanlarda.
En başta ben.
Biraz kafa dağıtalım da ebe sobe oynayalim karrdeşim!!!!

Konu:Başınızdan geçen en komik olay

Ben genel olarak komik bir insanım zaten. Bu bir sebep olabilirmi bilmiyorum ama bütün komik aksilikler beni bulur. Yaşandığı an aksiliktir ama birkaç yıl sonra komik bişeydir daima.

Örneğin ilkokul 5. sınıfta okul müdürü "babana söyle sana bir mandolin alsın, kurslara yazıl" dedi.
Hayatında mandolin görmemiş olan ben Babamdan mandolin istedim.
Ertesi gün babam koca bir kesekağıdıyla eve geldi. İki kilo mandalina almıştı!!!!
Çocukluğumun acı verici bir olayıydı bu ama:))) bak şimdi güldük geçtik...

Bundan üç-beş sene önce işyerinde telefon çaldı. Otomatik pilota ayarlanmış ben açtım hemen.
Karşı Ses: Alo
Karşı sesi kocam sanan ben: aloooo... aşkımmmm, söyle bi tanemm....
Karşı Ses: Eeeeee Nimet Hanım eeeee ... ben İbrahim Ali Usta!!!!!

Benim işyeri merkezden biraz uzak. Bir öğlen vahiy gelmiş gibi bugün Kızılaya gidip ip mip bişeyler alıp örgü yapacam dedim!!!! Ankaray a bindim kızılaya gittim. Ankaraydan gün yüzüne çıktım çıkar çıkmaz gaz bombası yedim. YÖK eylemi varmış meğer. Ağlaya ağlaya iplerimi aldım, işyerime döndüm. Bütün gün gözlerim dolu dolu, mide bulantılı dolaşarak, arkadaşlarımın dalga konusu oldum. Ama aldığım iple şalımı da ördüm yani arkadaşlar. Şimdilerde YÖK şalımı çok seviyorum çünkü onu çok zor elde ettim:))

İşte bu ve bunun benzeri şeyler dolu benim hayat.......
Hemencik sardunya'yı söbeliyorum...
hadi bakalım.....



16 Şubat 2006

Gelmiş Geçmiş 14 Şubatımız


Aslında bu konu hakkında yazmaya hiç niyetim yoktu ama 2007 sevgililer gününde geçen sene ne yapmışız acaba belgesi olabilir diye düşünerek karalayım bi iki bişeyler bakalım.

Öncelikle, sevgililer günü, anneler günü vs. vs. günleri hediye alma anlamında bana ters bi kere. Bu sebeple hediye beklentim de yok. Belki bir çiçek:)) Belki bir kutlu olsun diyerek akşam yemeği hazırlanması olabilir örneğin.

Edizle yaklaşık 13-14 yıldır birlikteyiz. Bu seferki 14 Şubatımız bugüne kadar geçirdiğimiz 14 Şubatların arasındaki en absurt olanı oldu.

Ben Edize sevgililer günü hediyesi olarak yarım kilo biber turşusu aldım:) ANKAN'dan arkadaşlar olmaz yanına kuru fasülye yapacaksın yoksa aile saadetiniz bozulabilir diye ısrar ettiler ama ben yanına kel alaka kabak yemeği yaptım. Yani sevgi günü bizden taraf öylesine bir gün muamelesi bile göremedi, berbat gün maumelesi gördü.

Zaten Ediz de mesaiye kaldığı ve gece eve 12,30 da geldiği için turşumu bile yiyemedi!!! Ama keşke oda yarım kilo domates tursuşu alsaydı dimi :)

Bu arada 14 Şubat kutlamasını ertesi gün bekledim Edizden ama yine tık yok. 2007 yılında salatalık turşusu denemeyi düşünüyorum belki işe yarar. Yada Edizin işyerini Ulus'tan Çankaya'ya taşımak gerek galiba.

nimet
eski evli

13 Şubat 2006

Yaşayan Ebleg


Sabah sokağa çıktım, her zamanki gibi kimse yok! Yine tek başıma, düşüne düşüne ilerlerken, pazartesi günümün mendebur halinden kurtulayım diyerek kuaförüme uğradım.

Gece/gündüz her daim tıklım tıklım dolu olan Talip'de incin top oynuyordu!!!

Korku filmlerinde insanlar ölür, yaşayan ebleg diğerlerinin öldüğünden habersiz yaşar durur ya. Hani bizde aha başına bişey gelecek. Allah ordan gitme, dur arkana bak diye manasız sesler çıkarırız. O dakka anladım ki ben yaşayan ebleğim.

Caddeye çıktım, araba yok. Buzdan şehirdeyim. Benim gibi yaşayan birkaç ebleg gördüm. Onların da üçü düştü. Dördü tökezledi.

Düşmeden işyerime ulaşabildim. Tek parça halinde işyerime geldiğime göre ben bu filmin jönüyüm.

Yalnız! bitsin artık bu film. Sıkıldım ben yaw. Nereye kadar kar kış! 70 Milyon insan seyretti yetmez mi?

nimet

08 Şubat 2006

Radikal

Geçenlerde pazar kahvaltımızı yaparken evim evim güzel evim proğramına takıldık biraz.
İlginç bir duvar aksesuarı yaptılar.
E yani benim evim evim güzel evim proğramındakilerden neyim eksikti ama dimi?
Zavallı Edizimin "yapma be nimet ciddi misin" bakışları da kar etmedi.



Salonumuzun duvarlarından herhangi bir yer seçtim önce.
Duvarlar yağlı boya olduğu için evdeki yağlıboyalarımdan petrol mavisini ve fıstık yeşilini birbirine karıştırmadan bulaşık süngerine bulaştırdım.
Daha sonra duvarımızda belirlediğim (ölçüp biçip tabi) yere, bulaşık süngerindeki boyaları oval hareketlerle sürdüm. Böylece duvar yer yer yeşil, yer yer petrol mavisi oldu.
Tamam kabul ediyorum biraz çılgınlık:)
Hele ki bir kaç gün kurumasını beklediğimiz için duvarın bir bölümünü böyle çılgınca boyanmış görmek Ediz için dehşet bir duygu oldu.
Çerçeveye gelince; kendileri kartonpiyerdir. Yani hazır kartonpiyer. Bir nevi köpük gibi bişey oluyor bunlar.
Kartonpiyeri aldık, çerçeve gibi kesip hop duvara yapıştıracağız ya!!!! Aman Allahım ne zormuş onu kesmek. Anladık ki çerçeve yapan arkadaşlar eli öpülesi yaratıklarmış.
Onu kesmek için uğraşırken salonun lambasını kırdık. Nasıl olduğunu sormayın ama!!! kırdık işte:))
Yani arkadaşlar ölçüyü ayarlayıp çerçeveciye götürüp kestirin. Sonra da boyadığınız yerin etrafına yapıştırın. Yapışıkken istediğiniz bir renkle çerçeveyi boyayın.


Sıra içindeki kelebeklere geldi. Ankara'da bu kelebekler yeni yeni ortaya çıktı. Belki İstanbul'da heryerde vardır ama bizde Tepe Home'da var. Ben birde Esat caddesinde ilginç şeyler satan bi yerde gördüm.

Çerçevemizin içine çiviler çaktım. Kelebekleri rastgele astım. Arada çerçevenin üzerine de taşırdım, her an uçacaklarmış gibi daha bir enterasan oldu.

Evim evim güzel evim proğramında çerçeve kısmına kadar böyleydi. Daha sonra onlar ortaya mumluk yerleştirdiler. Duvara asılan mumluklardan. Öylede olur, böylede ama neticesi güzel oluyor be...

Nimet Pamukçuoğlu

02 Şubat 2006

ENVER AMCA


Tanımam kendisini:) Ama tatlı bir vatandaş Enver Amca. Bir derdini arz etmiş bize. Mektubunu da aşağıdaki şekilde bağlamış:

-Bu naçiz mektubumla kıymetli vaktinizi fevt ettiğim için üzgünüm. Ankarada dava açabileceğim hususunda bana yardım edebilmenize atfen aile yuvanızda sevdiklerinizle birlikte ila-nihaye payidar olmanıza intizaren mevlamın musratını niyaz eyler saygılar ve sağlıklar diliyorum efendim.

Buldum konuştum kendisiyle. Bir-iki akıl verdim bende naçizane. Şimdi her adımda arar oldu:))

Memleketim insanı gibi klişe laflar etmek istemiyorum ama "budur" diyorum.
Sen yine ara Enver Amca:)

nimet